"Hiçbir Güç Türkiye’ye Ve Cumhurbaşkanı’na Parmak Sallayamaz"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şahsıma ve ülkemize sosyal medya üzerinden dil uzatan bebek katillerine bazı gerçekleri tekrar hatırlatıyorum. Türkiye Cumhuriyeti devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye’ye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz."
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, grup toplantısında yapacakları değerlendirmelerin ülke, millet ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını diledi.
"Devletimizin Her Zaman Yanlarında"
Şehitler Haftası dolayısıyla terörle mücadele eden, sınır ötesi operasyonlara kadar farklı cephelerde vatanın bekası, milletin huzuru ve devletin güvenliği için şehadete yürüyen tüm kahramanları rahmetle yad eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabb’im hepsinin ruhlarını şad, mekanlarını cennet eylesin. Kahraman gazilerimize de fedakarlıklarından ötürü şükranlarımı sunuyor, Mevla’dan kendilerine hayırlı, sağlıklı, bereketli ömürler niyaz ediyorum. Şehitlerimizin muhterem ailelerine de en derin hürmetlerimi takdim ediyor, devletimizin her zaman yanlarında olacağını bir kez daha ifade ediyorum" diye konuştu.
Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki bir lisede meydana gelen saldırıdan üzüntü duyduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Müessif ve menfur hadiseyle ilgili soruşturmalar başlatılmış, bir kişi gözaltına alınmış, 4 yönetici görevden uzaklaştırılmıştır. Saldırı tüm yönleriyle araştırılmaktadır. Olayda ihmali ve kusuru olanlardan mutlaka hesap sorulacaktır. Saldırıda yaralanan 16 kişiden 7’si taburcu edilmiş, 9 yaralımızın tedavisi ise hâlen devam etmektedir" bilgisini verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaralılara acil şifa, ailelerine, eğitim camiasına ve Sivereklilere geçmiş olsun dileklerini iletti.
"Vizyon Projelerini Hayata Geçiriyoruz"
Milletin takdir ve teveccühüne mazhar olmanın yüksek sorumluluğu içinde, aldıkları her nefesi ülkeye hizmet için kullanmanın derdinde olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Enerjiden savunma sanayisine, ulaştırmadan aileye, eğitimden sağlığa her alanda ülkemizin ufkunu aydınlatacak vizyon projelerini hayata geçiriyoruz. Enerjide ‘Tam Bağımsız Türkiye’ hedefimize kararlı bir şekilde, sabırla, azimle, kararlılıkla ilerliyoruz. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek durumundayım, bölgemizdeki savaşlara rağmen enerjiye erişimde eğer bugün sanayicimiz, üreticimiz, çiftçimiz, turizmcimiz, nakliyecimiz hiçbir endişe taşımıyorsa bunun gerisinde 23 yıllık bir çaba, mücadele ve emek vardır. Enerji sepetimizi zenginleştirmek ve tedarikçi ülkelerin sayısını artırmak, ilk günden beri önceliğimiz oldu. Ayrıca hidroelektrik, rüzgâr, jeotermal, güneş, nükleer gibi başlıklarda yaptığımız yeni yatırımlarla Türkiye’yi enerjide bir üst lige çıkardık.
En büyük devrimi ise arama ve sondaj çalışmalarında gerçekleştirdik. Daha evvel yıllarca kiralama yöntemiyle yapılan petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerini kendi imkânlarımızla icra etmeye karar verdik. Ardından dünyanın en büyük 4’üncü derin deniz filosunu kurduk. Karadeniz’deki keşfimiz de adeta şeytanın bacağını kırmış olduk. Şu an 4 milyon hanenin ihtiyacını Karadeniz gazından karşılıyoruz. 2026’da bu rakamı 8 milyon haneye çıkartacağız. 2028’de 16-17 milyon hanenin doğal gazını kendi kaynaklarımızdan karşılar hâle geleceğiz. Kendi gemilerimizle sondaj çalışmalarımıza Karadeniz’de devam ediyoruz. Sadece kendi denizlerimizde arama yapmıyor aynı zamanda bu imkânları dost ve kardeş ülkelerin istifadesine de sunuyoruz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çağrı Bey Ultra Derin Deniz Sondaj Gemisi’nin Somali’de petrol ve doğal gaz arama çalışmalarına başlaması töreninin herkesin göğsünü kabarttığını dile getirerek, "Derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, Somali açıklarındaki CURAD-1 kuyusunda hidrokarbon aramalarına başlamak üzere bu ülkeye ulaştı. Oruç Reis gemimizle 7 ay boyunca yaklaşık 4 bin 500 kilometrekarelik alanda sismik araştırmalar yürütmüş, umut verici bulgulara ulaşmıştık. Şimdi Çağrı Bey’le ‘Ya nasip’ diyor, inşallah ilk sondajımızı başlatıyoruz” dedi. CURAD-1 kuyusunun, 7 bin 500 metrelik derinliğiyle dünyanın en derin ikinci deniz sondajı olmasının da bir başka övünç kaynağı olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çağrı Bey Ultra Derin Deniz Sondaj Gemisi’ne bu kritik görevinde, Deniz Kuvvetleri'ne ait Altan, Korkut ve Sancar gemilerinin de refakat edeceğini söyledi.
"Somali Halkının Mücadelesine Destek Olmaya Devam Edeceğiz"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin daha önce birilerine minnet edilen işlerini artık kendi gemileri, kendi mühendisleri, kendi insan gücüyle gerçekleştirdiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Türkiye sadece 23 yılda tüm engellere rağmen buralara geldi. Türkiye kısa sürede tarih yazan, destan yazan, vatandaşlarıyla birlikte tüm mazlumların iftihar vesilesi olan bir seviyeye ulaştı. Ülkemizde bazıları, Türkiye’nin başarılarına gözlerini kapattıkları için bunu göremeseler de inanın dostlarımız ve kardeşlerimiz çok net şekilde görüyor. Aynı şekilde aziz milletimiz, o engin ferasetiyle her şeyin bilincindedir. Bakınız burada, Çağrı Bey’i yakından gören Somalili genç bir kardeşimiz hissiyatını sizlerle paylaşmak istiyor. Kendisi aynen şu ifadeleri kullanıyor; ‘Çağrı Bey gemisinin etkilerini üstümden hâlen atamadım. Onu yakından görmek benim için nefes kesici bir tecrübeydi çünkü Çağrı Bey yürüyen devasa bir şehir gibiydi. Kocaman, yepyeni, çok güzel inşa edilmiş. Maşallah adeta bir sanat eseri’ Somalili bir gencin kalbinden kalemine dökülen bu samimi ifadeleri hem güçlü Türkiye’nin hem de Türkiye-Somali kardeşliğinin en güzel nişanesi olarak görüyoruz. Hep söylediğim gibi biz sömürmeye değil beraberce kazanmaya talibiz. Çağrı Bey’in Somalili kardeşlerimize müjdeli haberler vereceğine yürekten inanıyoruz. Çağrı Bey sondaj gemimize, ‘Yolun açık, sondajın bereketli olsun’ diyoruz. Gemi personelimize Cenabı Allah’tan başarılar diliyoruz. 2011’de kimse yokken nasıl Somali’nin imdadına koştuysak, nasıl o günden bu yana Somalili kardeşlerimizi hiç yalnız bırakmadıysak inşallah bundan sonra da Somali halkının kalkınma mücadelesine omuz vermeye, destek olmaya devam edeceğiz."
"İsrail Barış Umutlarına İlk Darbeyi Vurdu"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iç ve dış gelişmeler bağlamında yoğun gündemlerden geçildiğini belirtti. Yazar Cengiz Aytmatov’un, "Gün olur asra bedel" ifadesinin ete kemiğe büründüğü döneme şahitlik edildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2. Dünya Savaşı’nın galipleri tarafından belirlenen kurallar ve kurumlar üzerine bina edilen küresel sistem ekonomik, siyasi ve güvenlik boyutuyla çatırdarken yerine neyin konulacağının, neyin geleceğinin belirsizliğini koruduğunu ifade etti.
İnsanlığın kendisine çıkış ve kurtuluş yolu aradığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yolun ufukta belirdiğinin henüz söylenemediğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanlığın barış, istikrar, güvenlik ve bir parça huzur özleminin, kandan ve kaostan beslenen çevreler tarafından dinamitlendiğini, bunun en son örneğinin 28 Şubat’ta başlayan ve bölgeyi uçurumun eşiğine getiren hukuksuz savaş olduğunu kaydetti.
Savaşı kimin istediğinin, kimin tahrik ettiğinin, kimlerin bundan rant ve menfaat devşirdiğinin aradan geçen sürede ortaya çıktığını, savaşın ilk gününde siyonist lobinin rolüne dair yaptıkları tespitin haklılığının zamanla anlaşıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, çatışmaların 40’ıncı gününde Pakistanlılar'ın takdire şayan gayretleriyle 15 günlük ateşkes ilan edildiğini, böylece haftalardır yüreği ağzında yaşayan bölge halklarıyla birlikte tüm insanlığın 40 gün sonra ilk kez rahat bir nefes aldığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçici ateşkesten dolayı memnuniyetlerini dile getirdiklerini fakat İsrail Hükûmeti’nin, Lübnan’a yönelik saldırılarını devam ettirmesinin barış umutlarına ilk darbeyi vurduğunu ifade etti.
"Barış Olacaksa Siyonist Rejime Rağmen Olacak"
Pakistan’ın ev sahipliğinde hafta sonu gerçekleştirilen görüşmelerden de beklenen haberlerin gelmediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Tarafların açıklamaları, masa devrilmese bile müzakere sürecinde özellikle nükleer meselede bir tümseğe gelindiğine işaret ediyor. Hürmüz Boğazı’nda tansiyonun tekrar yükseldiğini görüyoruz. Gerilimin düşürülmesi, ateşkesin uzatılması, görüşmelerin sürdürülmesi noktasında gerekli telkin ve girişimlerde bulunuyoruz. Daha önce söylediğim gibi sıkılı yumruklarla müzakere olmaz. Söz yerine tekrar silahların konuşmasına müsaade edilmemelidir. Ateşkesle aralanan fırsat penceresi sonuna kadar değerlendirilmelidir. Bilhassa ateşkesten hiç hoşnut olmadığı bilinen İsrail Hükûmeti’nin süreci kundaklamasına izin verilmemelidir. Bir defa şunu artık herkes anlamak zorundadır, şayet bölgemizde barış olacaksa bu siyonist rejime rağmen olacak. Bölgemizde istikrar sağlanacaksa yine bu vadedilmiş topraklar hezeyanıyla hareket eden İsrail Hükûmeti’ne rağmen sağlanacak. Kana bulanan coğrafyamıza huzur gelecekse bu aynı şekilde güvenliğini başkalarının güvensizlik içinde olmasına bağlayan İsrail’e rağmen olacak."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in, en küçük barış umudu belirdiğinde, daha önce defalarca yaptığı gibi, bunu sabote etmek için her yolu deneyeceğini belirtti.
"Cesur Yürekleri Susturamayacaklar"
İnsanlık cephesinin bölgedeki yangını söndürmek için uğraştıkça, katliam şebekesinin ateşe daha fazla odun taşıyacağını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in, Türkiye ve İspanya başta olmak üzere, barışın sesini yükselten ülkeleri küstahça hedef almaya devam edeceğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tetikçi kalemleriyle, medyalarıyla, aparat olarak kullandıkları maşalarıyla vicdan sahiplerini susturmaya çalışacaklar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, cesur yürekleri susturamayacak, hakkı ve hakikati savunan kalplere zincir vuramayacaklar. Buradan, Gazi Meclisimiz'in çatısı altından Gazze kasabı Netanyahu’nun tehditleri karşısında dik bir duruş sergileyen İspanya Başbakanı değerli dostum Sanchez’i canıgönülden tebrik ediyorum" diye konuştu.
İspanya halkını kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, soykırım şebekesinin köpürttüğü nefret, husumet, gerilim ve kavga diline teslim olmayacaklarını vurguladı.
""Hiçbir Güç Türkiye’ye Ve Cumhurbaşkanı’na Parmak Sallayamaz"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vakarla, onurla, tarihten tevarüs eden asalet ve cesaretle en zor zamanlarda doğruları konuşmaya devam edeceklerinin altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Zalime ‘zalim’, hayduda ‘haydut’, katile ‘katil’ demeye devam edeceğiz. Gazzeli masum yavruların haykıran sesi olmaya devam edeceğiz. Evlat acısıyla ciğeri yanan Filistinli annelerin feryadına kulak vermeye devam edeceğiz. Batı Şeria’da toprakları işgal edilen kardeşlerimizin hakkını savunmaya devam edeceğiz. Lübnan’da yataklarında uyurken katledilen yavruların davasının takipçisi olmaya devam edeceğiz. Gizlenmek istenen tehdit ve zorbalıkla, üstü örtülmek istenen hakikatleri birilerinin yüzlerine çarpmaya devam edeceğiz. Coğrafyamızdaki mevcudiyetlerini birilerinin 100 sene önce yaptığı ihsana borçlu olanların aksine biz, bu topraklardaki bin yıllık tecrübemizin ışığında sorumluluk duygusuyla hareket etmeye devam edeceğiz. Şahsıma ve ülkemize sosyal medya üzerinden dil uzatan bebek katillerine bazı gerçekleri tekrar hatırlatıyorum. Türkiye Cumhuriyeti devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye’ye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz."
Yumuşak başlı ve sağduyulu olmalarını, "uysal koyun oldukları" şeklinde kimsenin yorumlamaması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, toprağın üstünde haysiyetsizce yaşamaktansa, gerektiğinde, toprağın altında şereflice yatmayı onurların en büyüğü olarak gördüklerini vurguladı.
"Millete Zincir Vuracağını Zanneden Gafiller"
"Tayyip Erdoğan olarak şahsım ve tüm dava arkadaşlarım, hepimiz, İstiklal Marşı ‘Korkma’ nidasıyla başlayan kahraman bir milletin evlatlarıyız" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11,5 milyon üyesiyle İstiklal Marşı’nın muhteşem mısralarını kalplerine nakşetmiş bir siyasi hareketin mensupları olduklarını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstiklal Marşı’nın "Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım/Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım/Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım/Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Garb’ın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar/Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var/Ulusun, korkma, nasıl böyle bir imanı boğar/’Medeniyet’ dediğin tek dişi kalmış canavar" dizelerini okudu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"İmkansızlıklar içinde bile kükremiş sel misali bentleri çiğneyip aşan bu millete zincir vuracağını zanneden gafiller, gerektiğinde dağları yırtacak kudret, kuvvet ve kararlığa sahip olduğumuzu hiçbir zaman unutmasınlar. Bu vesileyle, Cumhur İttifakı ortağımız MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ile birlikte, ülkemize ve şahsımıza yönelik hadsizler karşısında tepki gösteren tüm siyasetçilere teşekkür ediyorum. Farklı kulvarlarda millete hizmet mücadelesi veren siyasi partilerin, söz konusu Türkiye ve Türkiye’nin millî gururu olunca ortaya koydukları bu müşterek tavrı çok kıymetli bulduğumuzu memnuniyetle ifade ediyorum."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran ile ABD arasında başlayan müzakere sürecinden yaşanan tüm sıkıntılara rağmen umutlarını kesmediklerini söyledi. Anlamsız savaşın kaybedeninin, adil barışın ise kazananının çok olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Herkesten sürece böyle bakmalarını istiyoruz. Zorluklar, çözülmesi zaman alacak çetrefil meseleler olabilir ama barışın nimetlerine odaklanıldığında, uzun vadeli bir perspektifle hareket edildiğinde bunların önemli bir kısmı hâl yoluna konulacaktır. Aklıselimin, sağduyunun, sorunları diyalog, diplomasi yoluyla çözme iradesinin eninde sonunda galip geleceğine inanıyoruz. Daha doğrusu bunu tüm kalbimizle arzu ve temenni ediyoruz" diye konuştu.
"Muhalefet Belediyelerinde Adeta Bir Fetret Devri Yaşanıyor"
Türkiye’nin bölgenin her karışında sulh ve sükunun egemen olması için bütün imkânlarıyla çalışacağının bilinmesini istediğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yurtta barış, bölgede barış, dünyada barış ilkesiyle barışın sesi olmaya, barış çabalarına öncülük etmeye her zaman hazırız" ifadesini kullandı.
Yurt dışında büyük bir atılım içinde olan Türkiye’nin bu vizyonuyla uyumlu bir ana muhalefet partisinin bulunmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batı karşısında kompleksli muhalefetin, uluslararası toplantılarda Türkiye’yi mahcup ederken iç politikada da milleti beceriksizliğe mahkûm ettiğini, küresel siyasette bir şahlanış döneminde olan Türkiye’nin, içeride ise ana muhalefetin yönettiği belediyelerde adeta bir fetret devrinin yaşandığını kaydetti. Grup Toplantısı Salonu’nda, CHP’li belediyelerce yönetilen kentlerdeki çeşitli sorunları ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bazı açıklamalarını içeren video izletildi.
"2026 Senesi Ziya Gökalp’i Anma Yılı Olarak İlan Edildi"
Ziya Gökalp’in entelektüel mirasının doğru bir şekilde anlaşılması için Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı nezdinde girişimlerde bulunduklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ülkemizin teklifi ve TÜRKSOY Daimî Konseyinin oy birliği ile aldığı karar neticesinde 2026 senesi Ziya Gökalp’i anma yılı olarak ilan edildi. Yahya Kemal’in tarifiyle ‘kafasının içinde fosforlu bir beyin ve idrak taşıyan’ Ziya Gökalp, fikrin çilesini çekmiş bir şahsiyetti. Yazılarıyla, eserleriyle, fikirleriyle günümüz meselelerine de ışık tutan merhum Gökalp’in bundan 104 yıl önce küçük mecmuada yazdığı şu satırları burada sizlerle paylaşmak arzusundayım. Haçlı seferleri sırasında Türkler ve Kürtler'in ehlisalibe karşı birlikte omuz omuza cihat ettiklerini anlatan Ziya Gökalp ikisi arasındaki kardeşliği, daha önemlisi kaderdaşlığı bakınız nasıl tarif ediyor; ‘Türkler ve Kürtler 1000 senelik müşterek din, müşterek tarih, müşterek bir coğrafyanın neticesi olarak hem maddi hem de manevi bir surette birleşmişlerdir. Bugün ise müşterek düşmanlar, müşterek tehlikeler karşısında bulunuyorlar. Bu tehlikelerden ancak müşterek bir azim ile kurtulabilirler."
Bir asır önce kaleme alınan bu veciz ifadelerin geçerliliğini çok canlı biçimde hâlen muhafaza ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu topraklarda 1000 yıldır olduğu gibi bugün de Türkler ve Kürtler'in hasımlarının ortak, karşılaştıkları tehdit ve tehlikelerin müşterek olduğunu, bölgede oynanan oyunlara ve kurulan tuzaklara baktıkları zaman bunu çok net görebildiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türk’ün de Kürt’ün de Arap’ın da düşmanlarının aynı olduğunu, meselenin etnik kökenlerimizden ziyade inancımız, imanımız, 1000 yıllık kardeşliğimiz olduğunu her yeni gelişme ile yeniden müşahede ediyoruz. Kirli niyetlerin tek tek deşifre olduğu bu dönemde milletçe en sağlam direniş hattımız, 18’inci ayına giren ‘Terörsüz Türkiye’ sürecimiz olmuştur. Sürecin ülkemiz için stratejik değeri bugünlerde daha net anlaşılmaktadır. Öyle ki Türkiye’nin 40 yıllık terör musibetinden kurtulmasını istemeyen odaklar artık süreçten rahatsızlıklarını gizleme gereği dahi duymuyorlar. Ellerine ve yüzlerine yapışmış 73 bin Gazzelinin kanına bakmadan, çıkıp bir de utanmadan Kürt kardeşlerimiz üzerinden ülkemize iftira atıyorlar. Biz bu tuzağa düşmeyeceğiz. Cumhur İttifakı olarak ülkemizin ve bölgemizin aydınlık yarınlarını karartmayacağız ve şunu herkes bilmeli, Allah’ın izniyle bizler kararlı bir şekilde geleceğe yürüyeceğiz. Bundan kimsenin endişesi olmasın, hiç kimse tereddüt etmesin. 1000 yıllık kardeşliğimizin rehberliğinde makul ve meşru zeminde hareket edildiği müddetçe çözümsüz hiçbir meselemizin olmadığı kanaatindeyiz. Bununla birlikte hiçbirimiz kendi enerjimizi hem de milletimizin vaktini faydasız gündemlerle heba etme lüksüne de sahip değiliz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, grup toplantısının çıkışında bir gazetecinin, "Seçim ne zaman, 14 Mayıs 2028 mi?" sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aynen öyle, zamanında" yanıtını verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gülistan Doku soruşturmasında yaşanan gelişmelerle ilgili ne söylersiniz?" sorusunu da "Yargı süreci işliyor" diye cevapladı.




Benzer Haberler
"Hiçbir Güç Türkiye’ye Ve Cumhurbaşkanı’na Parmak Sallayamaz"
"Türkiye Üzerinden Üretilmek İstenmektedir"
"Emek Rahmet Ve Berekete De Vesile Olur"
"Artık İçeride Kavgayı Terk Etmenin Zamanıdır"
"Bu Korsanvari Tutumu Asla Kabul Etmiyoruz"
"Maduro'ya Karşı Yapılan Saldırıyı Lanetliyorum"
"Maduro'yu ABD'ye Teslim Eden İstihbarat Örgütü SEBİN'dir"
"Asgari Ücretin Yeniden Değerlendirilmesi Lazım"